öncelikle diyeceğim şu ki yazının sonuna kadar sabır..
bugün padişah recep'imin doğum günü. kendisi ferhan şensoy gibi bir zıttı ile aynı günde doğmuş, ferhan abim için üzgünüm bu konuda. insanın doğduğu gün ölmesi gibi, güneş açarken sağanak yağması gibi.
bugün padişahımızı yerinde ziyaret ettim. süpriz doğum günü planladım ve sabah 6 sularında çatkapı gittim mekanına. emine hanım çay koymuş, oğlu gemicikleriyle oynarken kapıda muhafızlar beni engelledi. bende doğum günü tebriğine geldiğimi söyledim, yarım akıllılar unutmuşlar hünkarlarının doğum gününün. dediler 'önce biz kutlayalım sonra izin vericez'. gel zaman git zaman yarım saat bekledim bütün hizmetkarları sayemde doğum gününden haberdar oldu ve kutladı, göze girdi, bahşiş kaptı.
sonunda çin seddi gibi güvenlik koridorunu aştım 'halkçı' recep'e ulaştım. recebimin halkçılığı böyleymiş demekki. halkçı'yım diyor ama hangi kesimin halkçısı söylemiyor. girdim içeri yalancıktan bir 'bismillah' ile baştan saygısını kazandım. efendim dedim, hal hatır sordum. muhteşemim padişahlığımın keyfini çıkarıyorum diyiverdi. o halde kim "muhteşem recep" olmaz ki zaten.
"Nasıl geçti geceniz" dedim, çok eğlendim dedi. eğlendim deyince bir an kendi eğlence anlayışıma yordum ve emine hanım ile mercimeği fırına verdiler sandım, çok geçmeden anladım ki recep bey kendine bir pasta almış %70'inin bölüp üstüne akp yazmış adına da 'seçim anketi' demiş ve gazetelerinden birine yayınlatmış. "bumudur eğlence" dedim "budur" dedi. valla çok kurcalamadım, sadede geldim, işim var, kutlama yapıcam ve hediyeyi verip artık padişah'ımı rahat bırakacam.
iki tane hediye hazırladım biri çok ağır, biri oldukça hafif. önce hafifinden başlıyayım dedim ama farketmezdi çünkü büyük hediyeyi çoktan görmüştü, görülmeyecek gibi değildi, büyüktü, hemde taşırken fıtık çıkaracak kadar büyük.
neyse küçük hediyemi verdim, janjanlı paketin içinden "ahmet kaya" albümü çıktı. suratı ekşidi hünkarımın, "bende var zahmet etmişsin" diyecek diye beklerken "ben dinlemem bunu daha oynak şeyler severim" deyiverdi. hani ağlamalar falan dedim, birden bir ışık göründü.
tabii ki onu bozacak harekette bulunmadım sadece içimden geçirdim, tatlı tebessüm, umut eşliğinde ikinci hediyeyi verdim: "10 kilo kömür".. bir anda derinlerden bir "hassssss" sesi duyuldu, ben sandım bir yer su kaçırıyor meğer edepli, ustruplu, kasımpaşalım, recep'imin "hasssiktir" inin hasss ıymış o.
birden derin bir "hasssiktir" çekti. istemem dedi ahmet kaya'yı, kömür'ü ne halin varsa gör dedi. 'bertaraf' edileceğimi düşündüm ama o gün mutluydu, doğum günüydü. o an gökten mikrofon insin istedim, ona "hani verdiğin sözler" şarkısını söyleyecektim. ama öyle imkanım olmadı, saraydan kovuldum.. yinede seviyorum seni, sevmek zorundayım..
iyi ki doğdun recebim..